Etiket arşivi: ayricalik

İstanbul Üniversiteli Olmak Ayrıcalıktır

Published / by Uğur Özşahin / Leave a Comment

Evet İstanbul Üniversite’li Olmak Ayrıcalıktır. Ayrıcalıkların neler olduğunun pek bilinmemesi ise sanıyorum İstanbul Üniversite’sinin en büyük kazancı. Çünkü hala bu ayrıcalıkların bilinmemesinin ekmeğini yemektedir.  Benim okuduğum üniversite olması da tabi ona büyük bir anlam katıyor.  Fakat kazın ayağı, öyle değil tabii ki. Üniversitemin en büyük özelliği tarihi ile övünüyor olması, hiç tartışmasız Türkiye’nin en köklü ve gösterişli üniversitesi.

Evet en köklü ve gösterişli üniversitesi deme hakkını kendimde buluyorum çünkü, üniversitenin merkez kampüsü diyebileceğimiz, beyazıt kampüsü Osmanlı döneminde de bir medrese görevi yapmış. Tabii ki herşey bununla bitmiyor. Türkiye’de parmak ısırtacak kadar değerli olan birkaç fakülteyi de içerisinde barındırmakta. Bu fakülteler ise Hukuk, Tıp ve Sosyal Bilimler Fakülteleri, geri kalan fakültelerin gözümde vasatı aşamadıklarını söylemeliyim. Tabi bunlar benim düşüncelerim. Hatta bu vasatın altındaki fakültelerden Fen Fakültesinde okuyorum. Kimseden benimle aynı fikirleri paylaşmalarını beklemiyorum. Ancak bu üniversite de eğitim gören bir çok öğrencinin bildiğinden emin olduğum bazı sorunlar var.

Sorunların bence en büyüğü böyle bir eğitim kurumunun çağı yakalamaktan hala çok uzak olduğu. Bulunduğumuz çağın “Atom Çağı” olduğunu düşünürsek ve bu güzide üniversitemizin bu konuda ders verebildiğini dikkate alırsak söylemeliyim ki hala yeterli teknolojik birimi bünyesinde barındıramaması fazlasıyla ironik bir durum oluşturmaktadır.

Teknolojik yetersizlikler :

Üniversiteye kayıt olurken işlemin dijital bir ortamda  gerçekleşeceğini ümit edersiniz (Nede olsa İstanbul Üniversiteli Olmak Bir Ayrıcalıktır). Kazın ayağı yine öyle değildir. Kimlik ve ikamet bilgilerinizi doldurmanız gereken bir kartonla işe koyulursunuz. Eğer doğru kayıt gününde gitmişseniz görevli vatandaş kartona mührü basar ve artık İstanbul Üniversitelisinizdir, fakat eğer yanlış günde gitmişseniz kayıtınızın tamamlanması için doğru günü beklemelisinizdir. Eğer kayıt işleminiz gerçekleşmişse elinize bir manyetik kart tutuştururlar (Öğrenci Kimliği Adı Altında). Fakat bu kimliğin nereleri açacağı size söylenmez. Ancak ve ancak deneyerek öğrenmelisinizdir. Mesela okuduğunuz fakülteden bir başka fakülteye gidip güvenlik görevlilerine bu kartı “okuttuğunuz” da güvenlik görevlisi size bu fakülteye giremeyeceğinize dair bir sinyal verecektir. Ancak yemekhaneye gitmek isterseniz ve içinde yeterli miktarda para varsa gider kartınızı makineye okutur ve yemeğe girersiniz. Tabi makinelerin hepsinin aynı anda çalışabileceği garanti edilmez ve bir süre kuyrukta beklemek zorunda kalabilirsiniz. Teknoloji işin içinde para olunca, yarım yamalakta olsa çalışır vaziyettedir.

Tabi şu meşhur Beyazıt Meydanını okuldan ayıran kapıyı unutmayalım, Üniversite denince o kapı akla gelir. Neredeyse herhangi bir üniversite nin tanıtım filminde bu kapıyı kullanabilirler. Ancak öğrencisi olduğunuz bu üniversitenin bu kapısından geçebilmeniz için ya okuduğunuz fakültenin bu kapının arkasında olması, ya da yemek saati olması gerekmektedir. Onun dışında bu kapıdan turist, görevli yada eğitmen olmadığınız sürece geçemezsiniz. Ayrıca manyetik kartınızı okutabildiğiniz makinelerin olduğu ve arada birde olsa çalışan tek geçiş sistemidir (Çalışmadığı günlerde ne yapıyoruz Kartı Güvenlik Görevlisi Arkadaşa Okutuyoruz).

Üniversitenin bilgisayar laboratuarlarının olması ve öğrencilere açık olmasının da ironik bir yanı vardır. Öğrencilerin serbest kullanımı için ayrılan süre teknoloji için fazlası ile yetersizdir. Belki maillerinize bakabilir, yada bir süre araştırmanızı yapabilirsiniz ancak ikisini bir arada yapmanız neredeyse imkansızdır, Çünkü birazdan görevli arkadaş sürenin dolduğuna dair bir uyarı verecektir. Size düşen tabii ki paşa paşa yol almaktır. Bazı bilgisayar laboratuarları da kurulur fakat yeterli görevli olmadığı bahanesiyle kapıları kilitlidir. Çünkü amaçları bellidir bugünün teknolojisini kullanamamak ta, İstanbul Üniversitesi öğrencisinin ayrıcalıklarından biridir.

Böyle büyük bir okulun İnternetten kayıt sisteminin olmaması ve ders seçme işlemlerinin bir iki güne sığdırılıp, işlemlerin kayıt sırasında elinize verilen bir başka kartona yapılması da İstanbul Üniversiteli Olmanın Ayrıcalıklarındandır. Eee ne diyelim Tabi sütten ağzı yanan üniversitemiz yoğurdu üfleyerek yemekte (Üfürülen biz oluyoruz bu arada). Ağız yanma meselesi de; bir otomasyon sistemine geçmişte milyarlar harcarayak, geri dönüşümü planlanmamış bir sisteminin oluşturulması ve daha sonra bu sistemden vazgeçilmesinden ibaret. Bu da üniversitenin kendine has ayrıcalıklarından olsa gerek.

E-devlet sistemlerinin kurulumunun ve zamanla daha sağlam yapılaşmasının gerçekleştirildiği bu günlerde kendini özerk olarak tanımlayan ve bu gibi durumlara öncelik etmesi (en azından örnek olması) gereken ayrıcalıklı üniversitemizin, durumu içler acısıdır. Fen Fakültesi gibi binlerce öğrencisinin bulunduğu fakültenin web sayfası ne yazık ki senede sadece bir kaç gün güncellenmektedir. Bir kaç öğrenci ve bir öğretmenin bu sayfa için sunduğu yenilikçi çözümler dinlenmeye bile gerek duyulmadan reddedilmiştir. Ki bu çözümler okulun kendi oluşturduğu göstermelik projelerin bir parçası olarak sunulmuştur. Fakat nafile.

Aslında eğitim sisteminden de bahsedebilirim, ancak gereksiz buluyorum. Bana göre çağımızda bir kurumun büyüklüğünü yansıtan en önemli özellik, çağın gereksinimlerini karşılayabilecek ve uygulayabilecek gerekli sistemlerin varlığıdır. Ancak geçmişi ile övünen üniversitemiz tarihin tozlu sayfalarından kendini kurtaramamış ve kurtarabilecek kabiliyete de sahip olmayan yegane büyük eğitim kurumlarımızdan biridir.

Çözüme yönelik yazılabilecek çok şey var, ancak sadece satır fazlalığı yapmaktan ileri gitmeyecektir.